KAYIRMACILIK KUL HAKKI VE EMEK HIRSIZLIĞIDIR

Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonundan yapılan açıklamada mülakat uygulaması eleştirilerek "mülakatı yapanın ve onaylayanlar için de, mülakat sonunda hak etmediği yerlere getirilenler için de utanç vericidir. Bunun bir kul hakkı olduğu, emek hırsızlığı olduğu bilinmelidir. denildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
03 Haziran 2020 06:33

Koronavirüs salgını ile mücadele döneminde, BASK olarak ilk günden itibaren destek verdik.

Normalleşme belirtilerinin artması çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanının açıklamasına kulak vererek, kimseye zahmet vermeden BASK olarak acil çözüm bekleyen sorunlarımızı açıklamaya devam ediyoruz:

KAMUDA EHLİYET,  LİYAKATKARİYER VE DEVLETE SADAKAT İLKELERİNE UYULMALIDIR

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun  temel ilkelerini sıralayan 3 üncü maddesinin “liyakat” başlıklı (C) bendi maddesi liyakati şöyle tanımlamaktadır:

“C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.”

Bunun açık  anlamı şudur:

-          Eşitlik ilkesi gereği, siyasi düşünce, dini inanç, ırk, renk ve cinsiyet gibi herhangi bir ayrıma tabi olmaksızın kamu görevlerine girmek her vatandaşın bir vatandaşlık hakkıdır. Sistemi kayırma prensibinden ayıran en temel ilke budur.

-          Ehliyet ilkesi, kamu hizmetine alınmada asıl olanın ehliyet olmasını yani o iş için ehil bir kimsenin işe alınması demektir.

-          Yarışma ilkesine göre kamu görevine eleman alınması, başvuran adaylar arasından yapılacak yeterlik yarışması sonucu, kamu hizmeti açısından en iyi adayların hizmete alınması imkanı sağlanmış olur.

-          Liyakat sistemi, memurluğu bir kamu görevi olarak kabul eder. Hayatını kamu hizmetine adayan kişilerin, bunun karşılığında ihtiyaç duydukları hizmet güvenliğinin  teminat altına alınması gerekir ki bunun adına güvenlik ilkesi denir.

-          Tarafsızlık ilkesi, kamu hizmetlerini yürütmekle görevli kişi ve kuruluşlara her türlü eylem ve işlemlerinde tarafsız olmalarını emreder.

Sıraladığımız ilkeler çağdaş bir hukuk devletinde kamu bürokrasisinin olmazsa olmazıdır.

Bu durumun aksi, kayırmacılık ve ABD’de de 1870’li yıllara kadar uygulanan kayırmacı yağma sisteminin (spoil system) 21. yüzyılda hortlatılmasıdır.

Kamuoyunun ve memurların yakından tanıdığı sarı sendika ve konfederasyonların da desteği ve talebi ile  bu ilkelerin ayaklar altına alınması hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesini zedelemektedir.

En alt idari kadrodan üst düzey görevlere kadar atamaların yandaşlık anlayışı ile yapılması liyakatin ayaklar altına alınmasının da ötesinde kamuda verimsiz ve beceriksizliğin yaygınlaşmasına yol açmaktadır.

AB İlerleme raporlarındaki; “Yasal çerçeve; tarafsızlığıdevamlılığı veya liyakate dayalı personel alımı ve terfi usullerini tam olarak güvence altına almamaktadır.” eleştirisi yabana atılmamalıdır.

EMEK HIRSIZLIĞINA SON VERİLMELİDİR.

BASK  olarak bir kez daha hatırlatmak isteriz ki;

Memurların KPSS sınavı ile işe alınması esas olmalı, istisnalar hizmetin gerekliliği ile sınırlı tutulmalıdır.

Hizmetin gerekliliği dışında mülakatlar kesinlikle kaldırılmalıdır. Yazılı sınavında 90 (doksan) alanın mülakatta (50 elli) verilerek elenmesi, yazılı sınavda 60 (altmış) alana mülakatta 100 (yüz ) verilerek kazandırılması; mülakatı yapanın ve onaylayanlar için de, mülakat sonunda hak etmediği yerlere getirilenler için de utanç vericidir. Bunun bir kul hakkı olduğu, emek hırsızlığı olduğu bilinmelidir.

Bu nedenle mesleğe özel yarışma sınavı gerektiren kadrolar sınırlı tutulmalı ve yarışmaların objektif  kriterlere bağlanması sağlanmalıdır.

İstisnai kadro uygulamasına son verilmelidir.

Özel durumlar dışında 4-B uygulamasına son verilmeli, 4-B statüsünde istihdam edilenler kadroya geçirilmelidir.

Sonuç olarak;

Atamalarda ehliyet,  liyakatkariyer ve Devlete sadakat ilkelerine uyulmalıdır.

15 Temmuz alçakça darbe teşebbüsü, bu ilkeleri hileli yollarla taammüden aşılmasından kaynaklanmıştır.

Buna bir kez daha izin verilmemelidir.

Hatırlayalım ki; Kur’an; “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” demektedir. (Nisa 58) Bu hükme uymayanlara söyleyecek sözümüz yoktur.

Ehliyet,  liyakatkariyer ve Devlete sadakat ilklerine uyulmadığı takdirde Osmanlı Padişahı III. Mustafa gibi;

“Yıkılubdur bu Cihân, sanma ki, bizde düzele.

Devleti, çarh-ı denî virdi kamu mübtezele.

Şimdi ebvâb-ı saadetde gezen hep hazele.

İşimiz kaldı hemân merhamet-i lemyezele.”

(Bu Cihân yıkılmak üzeredir, bizde düzeleceğini de sanma./ Âdî, çarpık düzen sâyesinde devlet, baştanbaşa basit ve değersiz kadroların elinde kaldı./ Şimdi saâdet kapısında gezip kendine menfaat temin edenler, hep âdîler./ Gâlibâ, işimiz Allâh’ın merhametine kaldı.)

Yakınmak zorunda kalırız.

Hülasa; kamuda ehliyet,  liyakatkariyer ve Devlete sadakat ilkelerine uyulması için gereğinin yapılmasını Sayın Cumhurbaşkanının dikkatine arz ediyoruz.

BASK GENEL MERKEZİ

SENDİKA BÜLTENİ

AKADEMİ DÜNYASI SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #