YÜKSEKÖĞRETİME AYRILAN BÜTÇE ARTIRILMALIDIR

Eğitim-Bir-Sen tarafından hazırlanan Yükseköğretime Bakış 2019: İzleme ve Değerlendirme Raporumuzu açıklandı.
02 Temmuz 2019 06:23

Eğitim sistemimizin verimliliğinin ve etkinliğinin izlenmesi ve sorunlarımızın sağlıklı bir zeminde konuşulabilmesi için 2016 yılından itibaren eğitime ilişkin izleme ve değerlendirme raporları yayımlandığını söyleyen Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Eğitime Bakış 2016, Eğitime Bakış 2017 ve Eğitime Bakış 2018 izleme ve değerlendirme raporlarımızı üç yıldır düzenli aralıklarla yayımladık. Yükseköğretime ilişkin olarak da Yükseköğretime Bakış 2017 ve Yükseköğretime Bakış 2018 raporlarını geçen iki yılda yayımladık. Bu raporlarımızı İngilizceye de çevirerek, uluslararası aktörlerin ve araştırmacıların istifadesine sunduk.” dedi.

Uluslararası kuruluşların standartları kullanılarak ve veri temelli analiz ilkesi gözetilerek hazırlanan yükseköğretim izleme raporlarımızın daha etkin, verimli ve kaliteli bir yükseköğretim sisteminin tesis edilmesine katkıda bulunacağına inandığını söyleyen Yalçın,  

Türkiye yükseköğretim sisteminde yüz yüze öğrenim gören öğrenci sayısı 2018 yılında ilk kez azaldığını söyledi.

Ayrıca, OECD ülkeleri içerisinde hem çalışmayan hem de okumayan 18-24 yaş arası gençlerin oranının en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen yalçın konuşmasına şöyle devam etti:

Türkiye’deki genç nüfusun büyüklüğü, her yıl yükseköğretime geçiş sınavlarına başvuran kişi sayısındaki artış, yükseköğretime yönelik talep, yükseköğretim ile nitelikli iş gücü ve ekonomik gelişme arasındaki ilişkiler dikkate alındığında, yükseköğretim sisteminin büyümesine yönelik daha etkin politikalar takip edilmelidir. Gençlerin yükseköğretim taleplerini karşılamak ve onlara daha iyi bir gelecek sunmak için, yükseköğretim sisteminin çok daha etkin bir şekilde çalışması bir zorunluluktur.

Dünya yükseköğretim sistemindeki eğilimler, Türkiye’de yükseköğretime yönelik talep, rekabet edebilirlik ile yükseköğretim arasındaki ilişkiler dikkate alındığında, Türkiye’de yükseköğretim sistemindeki genişleme sürdürülmelidir. Ayrıca, bu büyümenin beraberinde yükseköğretime erişimi artırma, iş piyasasının ve toplumun taleplerine cevap verme ile eğitim kalitesini artırma gibi hedefler birlikte gözetilmelidir. Bu çerçevede, politika yapımı açısından temel odak, büyümenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden ziyade, bundan sonraki büyümenin nasıl daha iyi yönetileceği ve planlanacağı olmalıdır.

Yükseköğretim sisteminin etkin bir izleme ve değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir

Yükseköğretime ve bilimsel araştırmalara yönelik son yıllarda yapılan yatırımların ne ölçüde başarılı olduğunun tespit edilmesi, etkinliğinin izlenmesi ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Zira bu tür izleme ve değerlendirme çalışmaları olmaksızın, mevcut sistemin aksayan yönlerini ortaya koymak ve dolayısıyla iyileştirmek için potansiyel müdahale alanlarını tespit etmek mümkün değildir. Söz gelimi, gençlerin mevcut yükseköğretim kontenjanlarının bir kısmına neden ilgi göstermediklerine ilişkin araştırma ve programlarda güncelleme yapılmalıdır.

Açık öğretimin yükseköğretim sistemi içindeki payı azaltılmalıdır

Açık öğretim, yüz yüze eğitimden faydalanması mümkün olmayan veya uzaktan eğitimi tercih eden kişiler için önemli bir imkândır ve hizmet sunmaya devam etmelidir. Ancak, yükseköğretim sisteminde açık öğretimdeki öğrenci sayısı yüz yüze öğrenim gören öğrenci sayısını geçmiş durumdadır. Hatta Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki öğrenci sayısı Türkiye’deki tüm lisans ve ön lisans programlarındaki öğrenci sayısından fazladır. Açık öğretim öğrenci sayısının aşırı artışı, yükseköğretim sisteminin genel imaj ve kalitesini tehdit eden bir boyuta dönüşmüştür. Öte yandan, açık öğretime yerleşen öğrenci sayısının azaltılmasına yönelik alınan kararlara rağmen, açık öğretim sistemindeki öğrenci sayısı hızlı bir şekilde artmıştır. Dahası, yüz yüze öğrenim gören öğrenci sayısı 2018 yılında ilk kez azalmıştır.

Nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine özel önem verilmelidir

Türkiye’de yükseköğretimden mezuniyet oranları son yıllarda oldukça hızlı bir artış eğilimindedir. Bu artışa rağmen, gerek 25-34 yaş arası gerekse 25-64 yaş arası baz alındığında, Türkiye, yükseköğretim mezun oranının en düşük olduğu OECD ülkelerinden biridir. Buna ilaveten, yüksek lisans ve doktora mezunları açısından bakıldığında, Türkiye’deki mezun sayıları ilk on büyük ekonomiye sahip olan ülkelerin mezun sayılarından oldukça geridedir. Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünler üretebilmesi ve ekonomide bir sıçrama yapabilmesi için yüksek eğitimli ve kalifiye uzman sayısının artırılması gerekmektedir. Bunun için lisans, yüksek lisans ve doktora mezunu sayısının acilen artırılması gerekmektedir. Buna ek olarak, yükseköğretimde yaşanan büyümenin nitelikli bir yönelimle sürdürülebilmesi amacıyla doktora mezunu öğretim üyesi sayısını artırmayı temin edebilecek programların daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Raporumuzda da kapsamlı bir şekilde vurgulandığı üzere, Türkiye’de kronik bir öğretim üyesi açığı vardır. Türkiye’nin, yükseköğretim sisteminde en büyük on ekonomiye sahip ülkelerin ortalaması standartlarında bir eğitim verebilmesi için, en az 91 bin öğretim elemanına ihtiyacı vardır. Bu açığını kapatılması için acil bir seferberlik başlatılmalıdır.

Türkiye’de yükseköğretime ayrılan bütçe artırılmalıdır

Bu yıl yükseköğretime ayrılan bütçe geçen yıllara göre azalmıştır. Daha da önemlisi, yükseköğretim bütçesinde yatırım harcamalarının payı çok azalmıştır. Nitelikli bir yükseköğretim sisteminin tesis edilmesi için, yatırım bütçesinin ve genel olarak yükseköğretim bütçesinin artırılması gerekmektedir. Mezunların istihdam durumları izlenmeli ve bu çerçevede yükseköğretim programlarında değişiklikler yapılmalıdır.

Genç işsizliğini azaltmak için daha etkin politikalar takip edilmelidir

Türkiye’de genç işsizliği her geçen gün artmakta ve oldukça ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya başlamaktadır. Bunun için öncelikle yükseköğretim sistemindeki aktörlerin piyasa ile daha uyumlu beceri ve niteliklere sahip bireylerin yetiştirilmesi için, yükseköğretim programlarında gerekli değişiklikleri yapması gerekmektedir.

Sözlerime son verirken, raporun, yükseköğretim ve bilim çevrelerine; başta Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğretim Kalite Kurulu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere, ilgili taraflar ile yükseköğretim öğrencileri, çalışanları ve araştırmacılarına faydalı olacağına inanıyor; raporun hazırlanmasında emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Yükseköğretime ilişkin müstakil araştırma ve analizlerimizin de ayrıca yayımlanacağının müjdesini vermek istiyorum.

 

akademidunyasi.net
Bu haberin tüm hakları akademidunyasi.net'a aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

AKADEMİ DÜNYASI SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...