DÜŞÜK ÜCRETLİ MEMUR ALEYHİNE DÜZENLEME HALA DEVAM EDİYOR

YeniŞafak Gazetesinden Ahmet Ünlü bugünkü yazısında: Bu köşe yıllardır gündeme getirdiği bazı konuların çözüme kavuşturulurken maalesef birçok sorunun hala yerli yerinde durduğunu, bu çerçevede, düşük ücret alan memurlar aleyhine yapılan bazı düzenlemeleri eleştirdiğini ve çözüm önerisi sunduğunu ancak, geçen bunca zamana rağmen bu sorunun hala çözüme kavuşturul(a)madığını yazdı.
21 Nisan 2019 09:19

Bu köşede yıllardır gündeme getirdiğimiz bazı konular çözüme kavuşturulurken maalesef birçok sorun hala yerli yerinde duruyor. Bu çerçevede, düşük ücret alan memurlar aleyhine yapılan bazı düzenlemeleri eleştirmiş ve çözüm önerisi sunmuştuk. Ancak, geçen bunca zamana rağmen bu sorun hala çözüme kavuşturul(a)madı.

Yüksek ücret alan personel lehine düzenleme hala sonlandırılmadı. Düşük ücretli memurların bazı ödemelerinden yapılan kesintiler 666 sayılı KHK ile devam ettirilirken yüksek maaşlı personelden kesilmemeye başlandı. Halbuki 666 sayılı KHK ile yüksek unvanlı personelin maaşında ciddi iyileştirmeler olmuştu. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli II Sayılı Cetvel'de yer alan unvanlarda görev yapan ve söz konusu KHK gereği maaşı ücret ve tazminat göstergeleri üzerinden hesaplanan personelin, hastalık izin sürelerinin 7 günü aşması halinde 657 sayılı Kanun'un 152'nci maddesine istinaden ücretlerinden bir kesinti yapılıp yapılamayacağı konusunda DPB önemli bir görüş vererek son noktayı koydu. Verilen bu görüşte şu hususlara yer verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 152'nci maddesinde devlet memurlarına ödenecek zam ve tazminatlara ilişkin hükümler düzenlenmiş olup, mezkür maddenin III-Ortak Hükümler bölümünün üçüncü fıkrasında; "Bu zam ve tazminatlara hak kazanmada ve bunların ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Ancak;

a) Sağlık kurulu raporu üzerine verilen hastalık izinleri,

b) Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananların kullandığı hastalık izinleri,

c) Hastalıkları sebebiyle resmi yataklı tedavi kurumlarında yatarak tedavi gördükleri tedavi süreleri, hariç olmak üzere bir takvim yılı içinde kullanılan hastalık izin süreleri toplamının 7 günü aşması halinde, aşan sürelere isabet eden zam ve tazminatlar% 25 eksik ödenir" hükmüne yer verilmiştir.

Bu hükme göre, devlet memurlarının bir takvim yılı içerisinde kullandıkları hastalık izni süreleri toplamının 7 günü aşması halinde, aşan sürelere isabet eden zam ve tazminatlar% 25 eksik ödenmektedir.

Hal böyle iken 666 sayılı KHK ile birlikte düşük ücret alan memurlar hakkında yukarıdaki hüküm uygulanırken yüksek ücret alan memur hakkında ise yukarıdaki hüküm uygulanmamaktadır. Çünkü, 666 sayılı KHK ile yüksek ücret alan memurların maaş hesaplama yöntemi değişmiş ve bunların maaşlarını ücret ve tazminat göstergeleri belirler hale gelmiştir. Bu nedenle, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli II Sayılı Cetvel'de belirtilen unvanlardaki personelin aylık ödemelerinden 7 günü aşan raporlar sebebiyle bir kesinti yapılmayacaktır.

Bunların aldıkları sağlık raporları nedeniyle zam ve tazminatlarında kesinti olsa dahi zam ve tazminatların maaş ödemesine etkisi kalktığı için bir anlamı olmayacaktır. Böyle olunca da yüksek ücret alan memurlar hastalık raporu alsalar da maaşlarında herhangi bir kesinti olmamaktadır. Hatta 5510 sayılı Kanun'a tabi olanların emekli kesintisi daha az olacağı için avantajı dahi olacaktır.

Konuyu örnekle açıklayalım

Konuyu örnekle açıklamak gerekirse memur olarak görev yapan bir personelin bir yıl içerisinde almış olduğu sağlık raporlarının 8'inci gününden itibaren zam ve tazminatları% 25 eksik ödenirken maaşlarının hesaplama yöntemi 666 sayılı KHK ile değişen daire başkanları ve daha üst unvanlı personelin ya da kariyer uzmanların almış olduğu raporlar nedeniyle maaşlarında herhangi bir kesinti olmayacaktır. Bu durumun adil olup olmadığını okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.

Kamu işçilerinde bu durum niçin yaşanmıyor?

Devlet memurlarının aksine, kamu kurumları hastalık izni kullanan kamu işçilerinin ücretlerinde herhangi bir kesintiye gitmemektedir. 5510 sayılı Kanun gereği 4/a sigortalı statüsünde olan kamu işçileri kullandıkları hastalık izinleri gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca geçici iş göremezlik ödeneği alabilmektedirler.

Normal şartlarda geçici iş göremezlik ödeneği alınan süreler için hem sigorta primi hem de ücret ödenmemektedir. Ancak, kamu kurumları işçilere ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin alındığı süreler için ücretleri tam olarak ödemekte ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin kurumlara ödenmesi istenmektedir.

Görüleceği üzere, kamu işçisinde uygulanmayan bir durum düşük ücret alan memurlara uygulanarak bir yıl içerisinde almış olduğu sağlık raporlarının 8 inci gününden itibaren zam ve tazminatları% 25 eksik ödenirken yüksek ücret alan memurlar ne kadar sağlık raporu kullanılırsa kullanılsın ücretleri tam olarak ödenmektedir. Dolayısıyla adil olmayan bu durumun biran önce düzeltilmesi gerekmektedir.

Bakanlar Kurulu'nun her yıl yaptığı işi şimdi de Cumhurbaşkanlığı yapıyor

Bazı düzenlemeler vardır ki ister istemez bürokrasiyi arttırır ve istense de bu düzenlemeler durduğu sürece rutin işlemler yapılmak zorunda kalınır. Kimse de anlamsız düzenlemelerin niçin yapıldığına akıl erdiremez.

Bu çerçevede, 657 sayılı Kanun'un 152'nci maddesinde yer alan; "Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları ilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumları kapsayacak şekilde ve 154'üncü madde uyarınca katsayının Cumhurbaşkanınca değiştirilmesi durumu hariç yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulur" hükmü gereğince daha önce Bakanlar Kurulu ihtiyaç olsa da olmasa da her yıl Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar ve eki cetvellerin uygulanmasına devam olunması gerektiği yönünde karar almak zorunda iken şimdi de Cumhurbaşkanınca karar alınmak zorundadır. Bazen de kararname unutulmakta ve bürokrasi ciddi sıkıntıya girmektedir. Nitekim son kararname gecikmiştir.

Halbuki bu zamana kadar çıkarılan torba kanunlardan birisine koyulacak basit bir ifade ile bu durum sonlandırılabilirdi. Demek ki bu değişikliği yapmak çok zor ki gerekli değişiklik bu zamana kadar yapılamadı. Ne diyelim, önemli işleri yapmaktan bu tür işleri yapmaya vaktimiz kalmıyor, garip ama halimiz bu.

Ahmet Ünlü

YENİ ŞAFAK

AKADEMİ DÜNYASI SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...